26 Kasım 2012 Pazartesi

Suyun Mineral İçeriği, Sertlik Değeri ve Asidite-Alkalite Değeri



Ancak ülkemizde yanlış yönlendirme nedeniyle mineral içeriği konusunda korkunç bir yanılgı var; ülkemizin jeolojik yapısı genellikle kalkerik olması nedeniyle mineral içeriği yüksek yani yüksek sertlik dereceli sulardır. Ne yazık ki daha sağlıklı olan bu sular, ülkemizde “kaba su-ham su”  olarak tanımlanmakta ve halka 0,5-1,5 Fransız sertliğinde (FS  ͦ) çok yumuşak sular tavsiye edilmekte ve böyle bir damak tadı algısı oluşturulmaktadır.

Aynı zamanda kuvarsit, granit ve volkanik kayaçlardan süzülen bu sular, magnezyum (Mg) ve kalsiyum (Ca) tuzları açısından çok fakir ve asidik-bazik göstergesi (pH) 6,5 mertebesinde asidik yani aşındırıcı karakterde sulardır.  Türkiye’de halen işletilmekte olan menba sularının büyük bir bölümü, kuvarsit, granit ve volkanik kayaçlardan oluşan kaynak suları değildir, ancak korkunç bir cehaletle kireçtaşı, dolomit ve mermer kayaçlardan oluşan yüksek mineralli kaynak suları, işletmeci şirketler tarafından ters-ozmos teknolojisiyle proses edilerek yine sertlik dereceleri 0,5-1,5 FS  ͦmertebesine düşürülmektedir.

Ters-ozmos teknolojisi önemli bir arıtma teknolojisidir, ancak gerek kaynak suyu çıkışına gerekse de şehir şebeke suyu çıkışana, sertliği düşürmek adına bağlanacak bir teknoloji değildir; bu proses esnasında 100 birim giriş suyundan 25 birim çıkış suyu, 75 birim atık su elde edilir; bu ciddi şekilde kaynak israfıdır yani %75 kayıp demektir. Aynı zamanda işlemden geçen suyun mineral miktarı 15-50ppm mertebesindedir ki bu içilecek su değil ancak ideal bir ütü suyu veya biraz daha işlemden geçirilip 0.0ppm’lik su elde edilirse akü suyu olabilir.

Sağlık Bakanlığı’nca düzenlenen “Menba Suyu Yönetmenliği,” menba suların sertliğinin 0-10 FSº arasında olması şartına yer veriyordu. Sonra, sertlik üst sınırı kaldırıldı, fakat alt sınır tanımlanmadı. Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) standartlarında ise bu değerler çok farklı olarak tanımlanmıştırİçme suyunda, Avrupa Birliği Fransız sertlik değerinin minimum 15 (FSº), WHO da minimum 10 (FSº) sertlik derecesinde olmasını önermektedir.
Suyun sertliği, genellikle ülkemizde de olduğu gibi Fransız Sertlik (FS  ͦ) birimi ile ifade ediliyor ki, suda çözünmüş olarak bulunan Ca ve Mg karbonat bileşiklerinin toplamı olarak tanımlanıyor. Buna göre;
·         0-5 FS  ͦ                              : çok yumuşak,
·         5-10 FS  ͦ            : yumuşak,
·         10-20 FS  ͦ         : Orta sert,
·         20-30 FS  ͦ         : Sert,
·         > 30 FS  ͦ            : Çok sert sular olarak sınıflandırılıyor.

pH  ise suyun asidite-alkalite (bazik) derecesini gösteren bir terim. pH aralığı 0-14 arasında değişiyor. 7 nötr, 0-7 arası asidik, 7-14 arası alkali su olarak kabul edilir. Bir su ne kadar çok Ca, Mg ve potasyum içeriyorsa asitliği de o kadar az oluyor; yani pH’sı alkali tarafta oluyor.  pH değerinin 7,5-8.5 arası olması (yani hafif alkali olması) idealdir.

İçme sularının, önemli bir Ca kaynağı olması gerekir. Bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg’dır. Çocuklar ve yaşlılar için bu ihtiyacın karşılanması özellikle önemlidir. Gerekli kalsiyumun yaklaşık yüzde 20’sini içtiğimiz sudan alırız. Bunun için de, 100 mg/litre kalsiyum içeren bir sudan günde iki litre içmemiz gerekir.

Ca ve Mg dışındaki mineraller de çok önemlidir.  Doğada ve insan vücudunda soy gazlar hariç 84 element bulunmaktadır. İnsan vücudunun bütün bunlara ihtiyacı vardır, çünkü bu elementlerin hiçbiri insan vücudunda üretilmemektedir. İşin kötü yanı bazı doğal mineralleri (selenyum, molibden, vanadyum, magnezyum, lityum, kobalt vb) alacağımız doğru dürüst bir kaynak yoktur. Bu minerallerin hemen tamamı kaliteli kaynak suluları, maden suları ve kaya tuzlarında bulunuyorlar ve sağlığımız için çok önemlidir. Bu konuda ABD’den ilginç araştırma sonucu veriliyor; Texas’ta lityumdan fakir suların içildiği bölgelerde cinayet, hırsızlık, soygunculuk, tecavüz ve intihar olgularının daha çok görüldüğü saptanmıştır!..

Magnezyum (Mg) ise, kas ve kemik sağlığı ile sinir iletisi için önemlidir. Günde ortalama 200-400 mg magnezyum alınması gerekiyor. İleri yaş ve hamilelikte, ayrıca her yaşta yorgunluk hissedildiğinde magnezyum ihtiyacı artar. Bu madde kalp kası sağlığı için de önemlidir. Son yıllarda Mg’un kansere karşı direnç sağladığı da iddia edilmektedir. Vücut, yine Mg gereksiniminin önemli miktarını da içme suyundan karşılıyor. WHO yayınlarında, içme suyunda kullanılan düşük sertlikteki asidik suların, insan sağlığına olan olumsuz etkileri araştırılmıştır. Bu araştırmalarda, magnezyum yönünden zengin su kullanan bölgelerde yaşayan insanlarda kalp krizi riski anlamlı bir şekilde düşük bulunmuştur.

Bugün, dünyada en çok satılan Fransızların menba suyu Evian’ın sertlik derecesi, 27 FSº dir, yani Türk damak tadı standartlarında “kaba bir su”dur Evian. Bizde bu değer, en çok satan menba sularında 1-1.5 (FSº) Fransız sertlik derecesi arasındadır, yani dünyanın en popüler suyu ile Türkiye’nin en popüler suları arasında büyük bir fark var. Ülkemizde, geçmişte “yönetmelik gereği,” şimdi de “Türk Standartları” gereği düşük sertlikli suların içilmesi teşvik ediliyor.

Suyu bakteriyolojik olarak korumak ve depolama süresini arttırmak için bazı büyük firmalar şişelemeden önce suya ozon yüklemektedirler. Kaynak suyunun ozonlanması, suyun doğal özelliğini kaybettirir. Yönetmeliklerde ozonlama yoktur.

Sonuç olarak, herkesin elinde pet şişe su, evlerde damacana su, oluşturulan damak tadı algısı “yumuşak su” yani pH değeri 6,5’tan az, mineral içeriği fakir, asidik yani aşındırıcı sulardır.
Vahim olan bir diğer süreç ise “ damacana su’dan tasarruf etme” adına oluşturulan evlerde mutfak musluğuna bağlanan tezgâh altı arıtma cihazları ve arıtmalı sebil sektörüdür. Ancak, yine kullanılan teknoloji ters-ozmostur. Yani yine sıfır su üretilmektedir.
Bilimsel araştırmalar damacana ve pet şişelerin suya etkisini aşağıdaki şekilde özetlemektedir:
·         Pet şişeler suya ANTİKON denen ağır metal yükler ve STALAT denen endokrin bozucu kimyasal yükler.
·         Damacanalar polikarbonattan üretilir, bir petrokimaya türevidir, suya bisFenol A (BFA) denen bir toksit yükler; kanserojen olduğu FDA tarafından onaylanmış ve Avrupa, ABD ve Kanada’da yasaklanmıştır;
·         Davranış bozukluklarına ve beyin hasarına,
·         Prostat ve meme kanserine,
·         Kız çocuklarında erken adet görmeye ve boylarının kısa kalmasına,
·         Hormonal bozukluklara,
·         Erkeklerde kısırlığa neden olur,
·         Kordon kanı ve anne sütüne doğrudan geçer,
·         Anne karnındaki bebeklerde 100-300kat BFA yoğunlaşmasına neden olur ki; yaşamı için ciddi tehdit oluşturur. (Bu bilgiler İstanbul Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol’dan derlenmiştir.)

Özellikle, kemik oluşumu devresinde çocukların ve ileri yaşlardaki yetişkinlerin bu aşındırıcı kaynak sularını, ne kadar “yumuşak,” ne kadar lezzetli olursa olsun sürekli kullanmaları sağlığa aykırıdır. Belirli bir yaşın üzerindeki kadınlardakemik erimesinin görülmesi, sık sık kalça kırılmalarının yaşanması, olağan bir olay değildir. Temel sorun mineral miktarı düşük ve dolayısıyla pH değeri düşük, asidik-aşındırıcı özellikte su içilmesidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder